Zeki Kurtçu (Deloitte Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Ortağı)
INFOMAG - Temmuz 2011
Bugünlerde hangi ekonomi haberine ve yorum yazısına baksanız karşınıza cari açık ile ilgili değerlendirmeler çıkıyor. Bunun başlıca nedeni geçen ay açıklanan cari açık rakamlarının artık alarm veriyor seviyeye gelmiş olmasıdır. Yılın ilk dört ayında 29.6 milyar dolar olarak gerçekleşen cari açık yıllandırılmış olarak ta 63.4 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda.
Ekonomide seçim sonrası alınacak tedbirler üzerinde konuşuluyor. Sürdürülebilir olmadığı artık herkes tarafından görülen ve kabul edilen cari açığa önlem olması amacıyla ekonomi soğuma sürecine sokulacak. Bu çerçevede teşvik sisteminin ihracatı ve ithal ikamesini destekler bir yapıya kavuşturulması öngörülüyor.
Ayrıca kredi hacminin genişlemesinin önlenmesi amacıyla kredi alınmasını zorlaştırack önlemler üzerinde duruluyor. Bu arada bu programı desteyecek ÖTV, taşıt alım vergisi gibi dolaylı vergilerin arttırılabileceği üzerinde duruluyor.
İhracat teşvikleri ve ithal ikamesine dayalı ekonomi programları geçmişte, 1980 öncesi ve sonrasında uygulanmış ve belli ölçüde o zamanın koşulları içinde başarılı da olmuştur. Ancak içinde bulunduğumuz dönemde ekonominin ulaştığı büyüklükler ve bölge dinamikleri aynı programların -vergisel önlemlerle desteklenseler bile- artık kalıcı bir başarı sağlaması kanımızca pek mümkün görünmüyor.
Dış ticaret açığındaki iki temel sorunun enerji ithalatı ve yüksek katma değerli teknoloji ürünlerinin ithalatı olduğu biliniyor. Bu çerçevede enerji ithalatını azaltacak önlemler ve yüksek teknoloji ürünlerini – ara malı veya mamul mallar - artık ülkemizde üretme olanakları üzerinde durulmalıdır.
Enerji tarafındaki sorunu çözmek için yerli doğal kaynaklara ve yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelmek, üretim tarafında ise, üretim yapısını tamamen değiştirerek daha yüksek katma değerli ürün ve ara malları üretecek konuma gelmemiz gerekiyor.
Ekonomimizin bugünkü büyüklüğü, nüfus yapımız ve teknolojik değişiklikler, dünya ticaretine entegre olmuş konumumuz nedeniyle artık mevcut üretim yapısı ile devam edebilmemiz mümkün görünmüyor. 1980 lerde belli bir aşama kaydeden üretim yapımız şimdi bir basamak daha yukarıya çıkmak zorunda.
Yeni teşvik sistemi kurgulanırken gerek parasal gerekse vergi teşviklerinde üretim yapımızın daha üst bir düzeye taşınması gerektiği görülmelidir.