VERGİ SİRKÜLERİ
NO: 2003/16
|
KONU
|
4811 Sayılı Vergi Barışı Kanunu Uygulaması
|
Maliye Bakanlığı yayımladığı 1 Seri Nolu Vergi Barışı Kanunu Genel Tebliği (R.G.: 8/3/2003; Mükerrer 25034) ile 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununun uygulamasına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur.
Bu Sirkülerimizde, Genel Tebliğdeki açıklamalardan hareketle, Vergi Barışı Kanunu hükümlerinin uygulamasına ilişkin bilgilere ve özellikli konulara yer veriyoruz.
1. Genel Bilgi
Vergi Barışı Kanununun temel felsefesi; son yıllarda vergi konusunda Devlet ile vatandaş arasında ortaya çıkmış anlaşmazlıkların sona erdirilmesi, kamu alacağının mükellefin ödeyebileceği bir düzeye getirilmesi, yargı organlarında ve vergi dairelerinde birikmiş olan vergi ihtilaflarıyla ilgili dosyaların tasfiye edilmesidir.
Bu çerçevede Vergi Barışı Kanunu ile getirilen düzenlemeler şu başlıklar altında ele alınabilir.
• Gerek kesinleşmiş (tahakkuk ettiği halde ödenmemiş) kamu alacakları gerekse kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan kamu alacaklarının belirli bir kısmının tahsilinden vazgeçilerek kalan kısmın 18 ay süreyle taksitlendirilmesi.
• 1998-2001 yılları için (31/08/2002 tarihinden önce 2002 yılına ilişkin olarak verilen beyannameler dahil) gelir (stopaj dahil), kurumlar ve katma değer vergilerinde her yıl değişen oranlarda matrah artırımı yapılması halinde vergi incelemesinden ve aynı döneme ilişkin başka tarhiyatlardan bağışık tutulma. (VUK 359’uncu maddenin (b) fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde sayılan vergi kaçakçılığı suçlarını işleyenler yararlanamaz)
• İşletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan mallar ile düşük bedelle yer alan makine, teçhizat ve demirbaşların KDV’leri beyan edilerek rayiç değerleri üzerinden kayda alınması.
• Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan malların gayrisafi kar oranı eklenmek suretiyle fatura kesilerek kayıtlara alınması.
• Gümrük vergileri, faiz, zam ve cezalarının belirli bir kısmından vazgeçilerek kalan kısmın 2 ay içinde ödenebilmesi.
• Bazı vergi kaçakçılığı suçlarının uygulanmaması.
Genel olarak ifade etmek gerekirse, Kanunun getirdiği indirim ve taksitlendirme uygulaması, Kanun kapsamındaki amme alacaklarının Vergi Barışından yararlanılmadan ödenmesine göre önemli ölçüde kolaylık sağlamaktadır. Sağlanacak faydanın büyüklüğü, Kanundan yararlanılarak ödenecek borcun vade tarihine bağlı olarak değişmektedir. Çünkü gerek TEFE oranları gerekse gecikme zammı (ve aynı orandaki gecikme faizi) oranları dönemler itibariyle önemli farklılıklar göstermektedir. Şimdiye kadar gecikme zammı oranları TEFE’deki değişimlerle eş zamanlı olarak uyarlanmamıştır. Bununla birlikte, gecikme zammı oranlarının genellikle TEFE artışlarından önemli ölçüde daha yüksek olduğu ve ödemelerin taksitler halinde 18 ayda yapılacağı dikkate alındığında Vergi Barışı Kanununun mükelleflere önemli fırsatlar sağladığı söylenebilir.
Diğer yandan Kanunun yürürlüğe girmesinin gecikmesi nedeniyle, daha önce Şubat 2003 olarak öngörülen ilk taksiti ödemesinin Mart 2003 içerisinde ve ikinci taksitin de kurumlar vergisi ilk taksitinin ödeneceği Nisan 2003 içerisinde ödenecek olması işletmelerde belirli ölçüde nakit sıkıntısı yaratacaktır.
Vergi Barışı Kanunun getirdiği düzenlemelere bir Tablo halinde özet olarak ekte yer verilmiştir. Tablodaki belirlemeler çerçevesinde gerekli olan açıklamalar aşağıda yapılmıştır.
3. Kapsama Giren Kamu Alacakları
Vergi Barışı Kanununun kapsamına giren amme alacakları hem dönemler itibariyle hem de alacak nevileri itibariyle sınırlandırılmıştır. Nitelik itibariyle kapsama giren kamu alacakları genel olarak şunlardır.
- Vergi Dairelerince tahsil edilen ve Vergi Usul Kanunu kapsamındaki her türlü vergi, resim, harç, fon payı ile bunlara ilişkin vergi cezaları, gecikme zamları ve gecikme faizleri, eğitime katkı payı ve buna bağlı gecikme zammı,
- İl Özel İdareleri ile Belediyeler tarafından tahsil edilen ve VUK kapsamındaki vergi, resim, harçlar ve bunlara ilişkin vergi cezaları, gecikme zamları ve gecikme faizleri,
- Gümrük idarelerince alınan gümrük vergisi, para cezaları ve gecikme zamları.
Yukarıda belirtilen alacaklar dışında kalan kaynak kullanımını destekleme fonu primi, ihracatta vergi iadesi, destekleme ve fiyat istikrar fonu primi, çiftçilere doğrudan gelir desteği ödemeleri, kimyevi gübre destekleme primleri, Kanunun 15 inci ve 16 ncı madde hükümleri saklı olmak kaydıyla para cezaları gibi Vergi Usul Kanunu kapsamına girmeyen alacaklar Vergi Barışı Kanunun kapsamına da girmemektedir.
Kanundaki özel düzenlemeler hariç olmak üzere, yukarıda sayılan kamu alacaklarından vergiler bakımından kapsama girenler şunlardır:
- 31/8/2002 tarihinden önceki dönemlere ait vergiler,
- Beyana dayanan vergilerde 31/8/2002 tarihine kadar verilmesi gereken beyannameler,
- 2002 yılına ilişkin olarak 31/8/2002 tarihinden önce tahakkuk eden vergiler.
Buna göre, örneğin; 1-15 Ağustos 2002 dönemine ait petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin özel tüketim vergisinin vergilendirme döneminin bitim tarihi ile beyanname verme süresinin son günü Ağustos/2002 ayına rastladığından kapsama girmekte, 16-31 Ağustos 2002 dönemi ise dönemin bitim tarihi Ağustos/2002 ayında olmakla beraber beyanname verme süresi Eylül/2002 ayına sirayet ettiğinden kapsama girmemektedir.
Benzeri şekilde, özel hesap dönemine tabi olan mükellefler bakımından, özel hesap döneminin kapandığı tarih ve beyanname verme süresinin son günü 31/8/2002 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise kapsama girmemektedir.
2002 yılına ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmiş sayılan motorlu taşıtlar vergisi, yıllık harçlar, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi gibi alacaklar Kanunun kapsamına girmektedir.
Bununla birlikte, 2002 yılına ilişkin olarak Kasım ayında tahakkuk eden ikinci taksit emlak vergisi kapsama girmemektedir.
Motorlu taşıtlar vergisinde; ödeme süresinin son günü 31/8/2002 tarihine kadar (bu tarih dahil) olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise girmemektedir.
4. Başvuru Süreleri ve Şekli
Maliye Bakanlığı, 4811 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanarak farklı nitelikteki kamu alcakları için farklı başvuru süreleri tespit etmiştir. Genel kural olarak Kanun hükümlerinden yararlanılması için, istisnai konular dışında, 31 Mart 2003 Pazartesi günü mesai saati bitimine kadar Tebliğ ekindeki örneklere uygun bir dilekçe ile Kanun kapsamındaki kamu alacağı bakımından bağlı bulunulan vergi dairesine yazılı olarak başvuruda bulunulması gereklidir (1 Seri Nolu Vergi Barışı Kanunu Genel Tebliği ve Eki Başvuru ve Bildirim Formları Gelirler Genel Müdürlüğünün
www.gelirler.gov.tr adresindeki web sayfasında yer almaktadır).
Kanun kapsamındaki kamu alacakları itibariyle başvuru süreleri aşağıdaki Tabloda özetlendiği gibidir.
|
İlgili Kamu Alacağı
|
Başvuru Süresi
|
|
Kesinleşmiş kamu alacakları (Madde: 2)
|
31 Mart 2003 Pazartesi mesai saati sonuna kadar
|
|
Kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan kamu alacakları (Madde: 3)
|
31 Mart 2003 Pazartesi mesai saati sonuna kadar
|
|
İnceleme ve tarhiyat safhasında bulunan vergiler (Madde: 5)
|
Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde
|
|
VUK Madde 371’e göre pişmanlıkla yapılan beyanlar üzerine tarh edilen vergiler (Madde: 6/1-(a))
|
Beyannamelerin 31 Mart 2003 Pazartesi mesai saati bitimine kadar bağlı olunan vergi dairelerine verilmiş olması gerekmektedir.
|
|
VUK Madde 30’un dördüncü fıkrasına göre kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh edilen vergiler (Madde: 6/1-(b))
|
Beyannamelerin 31 Mart 2003 Pazartesi mesai saati bitimine kadar bağlı olunan vergi dairelerine verilmiş olması gerekmektedir.
|
|
Gelir ve kurumlar vergisinde matrah artırımı (Madde: 7)
|
31 Mart 2003 Pazartesi mesai saati sonuna kadar
|
|
Katma değer vergisinde matrah artırımı (Madde: 8)
|
31 Mart 2003 Pazartesi mesai saati sonuna kadar
|
|
Ücretlerin gelir stopaj vergisinde matrah artırımı (Madde: 9)
|
31 Mart 2003 Pazartesi mesai saati sonuna kadar
|
|
İşletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan mallar ile düşük bedelle yer alan makine, teçhizat ve demirbaşların kayda alınması (Madde: 11)
|
30 Mayıs 2003’e kadar bir envanter listesi ile katma değer vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine bildirilecek, bildirilen kıymetler yasal sürede defter kayıtlarına alınacaktır.
|
|
Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan malların kayıt ve beyanı (Madde: 12)
|
30 Mayıs 2003’e kadar fatura düzenlenerek her türlü vergisel yükümlülükleri yerine getirilecektir.
|
|
Kıymetli madenler ve ziynet eşyası ile ilgili değerleme farkı beyanı (Madde: 13)
|
Değerleme farklarının cins, vasıf ve miktarını belirten ve Tebliğ ekinde örneği yer alan beyannamenin 30 Mayıs 2003 tarihine kadar bağlı olunan vergi dairesine bildirilmesi gerekmektedir.
|
|
Kovuşturma yapılmayacak vergi kaçakçılığı suçları (Madde: 14)
|
İlgililerin 31 Mart 2003 tarihine kadar bağlı bulundukları vergi dairelerine başvurarak, ilgili yargı mercilerine verilmek üzere yaptıkları ödemelere ilişkin bilgi ve belgeleri talep etmeleri gerekmektedir.
|
|
Ecrimisil alacakları (Madde: 15)
|
Dava açmış olanlar davadan vazgeçtiklerini belirten bir dilekçe ile dava açmamış olanlar örneği Tebliğe ekli dilekçe ile 31 Mart 2003 tarihine kadar ilgili tahsil dairesine başvurmaları zorunludur.
|
5. TEFE Uygulaması
4811 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanırken gecikme faizi ve gecikme zammı yerine vergi aslı veya diğer bir kamu alacağı üzerinden aylık TEFE oranlarına göre hesaplama aşağıdaki gibi yapılacaktır.
VUK’na göre hesaplanan gecikme faizi ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammının hesaplama metodu ve hesaplama süreleri değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme zammı/gecikme faizi nispeti yerine TEFE oranları kullanılacaktır.
Örneğin, 20/5/2002 vadeli bir verginin Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 27/2/2003 itibarıyla ödenmemiş olması halinde bu vergiye % 70 nispetinde hesaplanması gereken gecikme zammı yerine TEFE oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
|
TEFE Oranı Hesaplanacak Süre
|
|
20/05/2002 - 20/06/2002 için
|
Mayıs ayına ait TEFE oranı
|
0.4
|
|
21/06/2002 - 20/07/2002 için
|
Haziran ayına ait TEFE oranı
|
1.2
|
|
21/07/2002 - 20/08/2002 için
|
Temmuz ayına ait TEFE oranı
|
2.7
|
|
21/08/2002 - 20/09/2002 için
|
Ağustos ayına ait TEFE oranı
|
2.1
|
|
21/09/2002 - 20/10/2002 için
|
Eylül ayına ait TEFE oranı
|
3.1
|
|
21/10/2002 - 20/11/2002 için
|
Ekim ayına ait TEFE oranı
|
3.1
|
|
21/11/2002 - 20/12/2002 için
|
Kasım ayına ait TEFE oranı
|
1.6
|
|
21/12/2002 - 20/01/2003 için
|
Aralık ayına ait TEFE oranı
|
2.6
|
|
21/01/2003 - 20/02/2003 için
|
Ocak ayına ait TEFE oranı
|
5.6
|
|
21/02/2003 - 27/02/2003 için
|
Şubat ayına ait TEFE oranı
|
3,1
|
|
Toplam TEFE Oranı
|
% 25,5
|
Toplam TEFE oranı ile vergi aslı veya üzerinden TEFE oranına göre hesaplama yapılacak kamu alacağı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken TEFE tutarı hesaplanacaktır. Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak ödenecek toplam tutar bulunacaktır. Bulunan toplam tutar taksit sayısına bölünerek her bir taksit tutarına ulaşılacaktır.
Vade tarihlerinin ayın son günlerine geldiği hallerde (31 Mart gibi) 381 Seri No’lu Tahsilat Genel Tebliğindeki açıklamalar çerçevesinde, gecikme zammı yerine kullanılacak TEFE oranı vade tarihinin rastladığı aydan (mart ayı) başlamak suretiyle hesaplanacaktır.
Örnek: Hopa Vergi Dairesi mükelleflerinden (A), 1999 vergilendirme dönemine ilişkin 31 Mart 2000 tarihine kadar verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesini vermemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, (A) adına 1999 dönemi için 15.000.000.000.-TL Gelir Vergisi tarhedilmesi ve vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği tespit edilmiştir. 3 Şubat 2001 tarihinde vergi inceleme raporu vergi dairesi kayıtlarına intikal etmiştir. İnceleme sonucu yapılan bu tarhiyat 11 Nisan 2001 tarihinde tahakkuk etmiş ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır. Bu tarhiyata göre tahakkuk eden vergi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ve gecikme zamları şu şekildedir.
|
Gelir Vergisi
|
:
|
15.000.000.000.-TL
|
|
Vergi Ziyaı Cezası
|
:
|
19.425.000.000.-TL
|
|
Gecikme Faizi
|
:
|
7.650.000.000.-TL
|
|
Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı
|
:
|
27.150.000.000.-TL
|
|
Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı
|
:
|
35.159.250.000.-TL
|
Mükellef (A)’nın, 4811 sayılı Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunması halinde, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları şu şekilde olacaktır.
Vergi aslına uygulanan gecikme faizi ve gecikme zammı yerine TEFE oranları kullanılarak TEFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, örnek olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu sürelere ilişkin TEFE oranları ve TEFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.
|
|
Gecikme Faizi Hesapl. Süre
|
Alacak
Tutarı
|
Top.
Gec. Faizi Oranı
|
Gecikme Faizi
Tutarı
|
Top. TEFE Oranı
|
TEFE
Tutarı
|
|
I. Taksit
|
31/03/2000-11/04/2001
|
5.000.000.000
|
% 69
|
3.450.000.000
|
% 23.7
|
1.185.000.000
|
|
II. Taksit
|
30/06/2000-11/04/2001
|
5.000.000.000
|
% 51
|
2.550.000.000
|
% 16.5
|
825.000.000
|
|
III.Taksit
|
30/09/2000-11/04/2001
|
5.000.000.000
|
% 33
|
1.650.000.000
|
% 14.3
|
715.000.000
|
|
TOPLAM
|
|
15.000.000.000
|
|
7.650.000.000
|
|
2.725.000.000
|
Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak TEFE oranları ve TEFE tutarı aşağıdaki şekildedir.
|
Vade Tarihi -
27/2/2003
|
Alacak Miktarı
|
Top. Gec. Zammı Oranı
|
Gecikme Zammı Tutarı
|
Toplam TEFE Oranı
|
TEFE Tutarı
|
|
11/05/2001-27/02/2003
|
15.000.000.000
(Gelir Vergisi)
|
% 181
|
27.150.000.000
|
% 72,4
|
10.860.000.000
|
|
11/05/2001-27/02/2003
|
19.425.000.000
(Vergi Ziyaı)
|
% 181
|
35.159.250.000
|
-
|
-
|
|
Ödenecek Tutar :
|
|
|
|
Gelir Vergisi
|
:
|
15.000.000.000.-TL
|
|
TEFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)
|
:
|
2.725.000.000.-TL
|
|
TEFE Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)
|
:
|
10.860.000.000.-TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
28.585.000.000.-TL
|
|
Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar :
|
|
|
|
Vergi Ziyaı Cezası
|
:
|
19.425.000.000.-TL
|
|
Gecikme Faizi
|
:
|
7.650.000.000.-TL
|
|
Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı
|
:
|
27.150.000.000.-TL
|
|
Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı
|
:
|
35.159.250.000.-TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
89.384.250.000.-TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan ödenecek toplam 28.585.000.000.-TL tutarın 9 eşit taksitte Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 89.384.250.000.-TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
6. Özellikli Konular
6.1. Kesinleşmiş Kamu Alacakları
· Kesinleşmiş kamu alacakları için Kanunun 2 inci maddesindeki düzenlemelerden yararlananlar, yararlandıkları vergi türlerinden 27/2/2003 tarihinden Haziran 2004 sonuna kadar tahakkuk edecek vergileri zor durum olmaksızın zamanında ödemezlerse, madde hükümlerini ihlal etmiş sayılacaklardır.
Zor durum hali, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde geçen “çok zor durum” halini ifade etmektedir. Buna göre, 6183 sayılı Kanuna göre borçları tecil edilen mükelleflerin zor durumda bulundukları kabul edilecektir. Tecil talebi çok zor durum hali dışındaki nedenlerle uygun görülmeyen mükellefler için tecil yapılmamakla birlikte, zor durum halinin varlığı tespit edilen hallerde madde hükmü ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
· 27/2/2003 tarihinden önce, vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan mükellefler diledikleri takdirde mahsup talep ettikleri borçları için Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde, mahsuben iade talebinden vazgeçtiklerini bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla vergi dairesine mahsup talepli borçları olması halinde, her birine ayrı ayrı Kanundan yararlanmak için belirlenen başvuru süresi içinde bildirmeleri gerekmektedir.
· Mükellefin kendi borcu dışında, ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına mahsup talebi olması halinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna mahsup istenen üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı aranılacaktır. Lehine mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise mükellefin irade beyanı olmadan bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunabilecektir.
Bununla birlikte, mahsup talebinden vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu iade alacaklarını 4811 sayılı Kanunun kapsamı dışında kalan ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra doğacak gerek kendi, gerekse üçüncü şahısların, vergi borçlarına ilgili mevzuat uyarınca mahsubunu talep etmeleri mümkündür. Bu takdirde, genel esaslar çerçevesinde ilgili dönem borcunun vade tarihi itibarıyla yazılı olarak ayrıca başvurmaları gerekmektedir.
· Katma değer vergisi iade alacağının vergi borcuna mahsubunu talep eden ve 4811 sayılı Kanuna göre vergi borcunu ödemek üzere mahsup talebinden vazgeçen mükelleflere bu alacaklarının nakden iadesi yapılmayacaktır.
6.2. Kesinleşmemiş veya Dava Safhasında Bulunan Kamu Alacakları
· Kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan kamu alacakları için Kanunun 3 ünci maddesindeki düzenlemelerden yararlananlar, yararlandıkları vergi türlerinden 27/2/2003 tarihinden Haziran 2004 sonuna kadar tahakkuk edecek vergileri zor durum olmaksızın zamanında ödemezlerse, madde hükümlerini ihlal etmiş sayılacaklardır.
Zor durum hali, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde geçen “çok zor durum” halini ifade etmektedir. Buna göre, 6183 sayılı Kanuna göre borçları tecil edilen mükelleflerin zor durumda bulundukları kabul edilecektir. Tecil talebi çok zor durum hali dışındaki nedenlerle uygun görülmeyen mükellefler için tecil yapılmamakla birlikte, zor durum halinin varlığı tespit edilen hallerde madde hükmü ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
· 3 üncü madde hükmünden yararlananlar, ayrıca Vergi Usul Kanununun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamayacaktır.
· Mükelleflerce Vergi Mahkemesine açılmış olan davadan vazgeçilmesine rağmen, Kanun hükümlerine uygun olarak ödeme yapılmamış olması halinde, ilk tarhiyata esas teşkil eden vergi ve ceza tutarları ile gecikme zammı ve gecikme faizleri 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre cebren takip ve tahsil edilecektir.
6.3. İnceleme ve Tarhiyat Safhasında Bulunan Vergiler
· İncelemeye başlama ifadesi;
- Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mükellef nezdinde işe başlama tutanağının düzenlenmesi,
- Mükellefe davet veya defter ve belgelerin istenmesi yazısının tebliğ edilmiş olması,
- Matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi ya da defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması, hallerini kapsamaktadır.
· Mükelleflerin bu madde hükmünden yararlanabilmeleri için dava açmamaları şarttır.
· Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin, Vergi Usul Kanununun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim hükümlerinden yararlanmaları mümkün değildir.
· Düzeltme taleplerine ilişkin incelemelere devam edilecektir. Ancak, mükelleflerin düzeltme istediği yıl için 4811 sayılı Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre matrah artırımında bulunmaları halinde, düzeltme talebinden vazgeçtikleri kabul edilerek bu tür incelemeler sürdürülmeyecektir.
6.4. Pişmanlıkla ya da Kendiliğinden Yapılan Beyanlar
· Pişmanlıkla ya da kendiliğinden yapılan beyanlar, bu beyannameler hakkında vergi incelemesi yapılmasına ve yapılan inceleme sonucu mükellefler adına vergi ve ceza tarh edilmesine engel teşkil etmez.
6.5. Gelir ve Kurumlar Vergisinde Matrah Artırımı
· Matrah artırımında bulunulan yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının yarısı, 2002 ve müteakip yıl karlarından mahsup edilemeyecektir. Söz konusu zararların diğer yarısı ise, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili maddelerinde yer alan esaslar çerçevesinde mahsup edilmeye devam edilecektir.
· Zarar beyan eden veya hiç beyanname vermemiş olan mükellefler de enaz artırım tutarları üzerinden matrah artırımı yapabilir.
· Kurumlar vergisi mükellefleri, anılan yıllarla ilgili olarak vermiş oldukları beyannamelerinde kurum kazancından indirilen ve Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre tevkifata tabi kazanç ve iratlarının bulunması halinde, bu tevkifat matrahlarını da artıracaklardır.
· Kanun kapsamındaki yıllarda değişik vergi dairelerinin mükellefi olanlar, matrah artırımında bulundukları yıl ve dönemlerde hangi vergi dairesinin mükellefi iseler, o vergi dairesine yazılı başvuracaklardır.
· Verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamesinde birden fazla gelir unsuru bulunan mükellefler, matrah artırımlarını yıllık beyannamelerinde yer alan toplam matrah üzerinden yapacaklar ve gelir unsurlarının bir kısmı itibarıyla artırımda bulunmayacaklardır.
· Söz konusu yıllarla ilgili olarak 27/2/2003 tarihinden önce gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri hakkında ikmalen veya re’sen gelir ve kurumlar vergisi tarhiyatının yapılmış olması halinde, bu tarhiyata esas olan matrah farkları, matrah artırımında dikkate alınmayacaktır. Diğer bir ifade ile mükelleflerin verdikleri yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde yer alan matrahlar, matrah artırımında dikkate alınacaktır.
· Mükellefler, yapmış oldukları yatırım harcamaları nedeniyle indirime hak kazandıkları, ancak ilgili yıllarda kazanç yetersizliği dolayısıyla yararlanamadıkları yatırım indirimi istisnası tutarları ile geçmiş yıl zararlarını 4811 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre artırdıkları veya beyan ettikleri matrahlardan indiremeyeceklerdir. Ancak önceki yıllarda indirilemeyen yatırım indirimi tutarı, Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde mükelleflerce daha sonraki yıllarda beyan ettikleri kazançlardan indirim konusu yapılabilecektir.
· İlgili yıl faaliyet sonucu zararla sonuçlanmış olsa dahi, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde indirim olarak uygulanan ve zarar olarak müteakip yıllara devreden nitelikteki istisna kazançlar nedeniyle oluşan zararlar artırılan matrahlardan indirilemeyecektir.
· Artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamının ödenmesi gerekmektedir. Mükelleflerin matrah veya vergi artırımında bulundukları yıllara ilişkin olarak daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergileri, matrah artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden mahsup etmeleri mümkün değildir.
· Matrah artırımında bulunan mükellefler hakkında, tevkif yoluyla ödenen vergilerin mahsup veya nakden iadesi ile ilgili talepleri ile sınırlı kalmak üzere inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.
· Matrah artırımında veya matrah beyanında bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, aynı zamanda Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (a) ve (b) alt bentlerine göre gelir vergisi tevkifatına tabi kazanç ve iratlarının bulunması halinde, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlar hakkında da vergi artırımı veya matrah beyanında bulunmaları gerekmektedir.
· B Tipi fon ve ortaklıklar kurumlar vergisi matrahı artırımında bulunulmaksızın gelir vergisi tevkifatına tabi portföy işletmeciliği kazançları üzerinden yapılan gelir vergisi tevkifatı için matrah artırımında bulunabileceklerdir.
· Kurumlar Vergisi mükelleflerinin verdikleri yıllık beyannamede, kurum kazancından indirilen ve Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine göre gelir vergisi tevkifatına tabi kazanç ve iratları bulunmakla birlikte bu kazançlardan tevkifat oranı, Bakanlar Kurulu’nca sıfır (%0) olarak belirlenmiş olanlar ile Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 28 ve geçici 29 uncu maddelerine göre, kurumlar vergisinden istisna edilen ancak tevkifata tabi olmayan kazançlar, Kanunun 7 nci maddesinin (7) numaralı bendine göre yapılacak gelir (stopaj) vergisi matrah artırımı sırasında matraha dahil edilmeyecek ve üzerinden vergi hesaplanmayacaktır.
· Dağıtılan kar paylarından yapılan gelir (stopaj) vergisi tevkifatı Kanun kapsamında matrah artırımına konu edilmeyecektir.
6.6. Katma Değer Vergisinde Matrah Artırımı
· Tecil-terkin uygulaması kapsamında teslimleri bulunan mükelleflerde, tecil edilen vergiler, ilgili dönem beyannamesinde yer alan hesaplanan katma değer vergisinden düşülecek ve yıllık toplama dahil edilmeyecektir.
· Bir takvim yılı içinde en az 3 döneme ait beyanname verenler,
vermiş oldukları beyannamelerde yer alan hesaplanan katma değer vergisi tutarlarının toplamının beyanname verilen dönem sayısına bölünerek bulunan ortalamasını 12 ile çarpmak suretiyle vergi artırımına esas olacak “yıllık hesaplanan katma değer vergisi” tutarına ulaşır.
· İlgili yıllarda hiç katma değer vergisi beyannamesi verilmemiş ya da takvim yılının 1 veya 2 vergilendirme döneminde beyanname verilmiş olması halinde, katma değer vergisi matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilmek için, mükelleflerin ilgili yıl gelir veya kurumlar vergisi yönünden de matrah artırımında bulunmaları zorunludur.
Bu durumda mükellefler, artırdıkları gelir veya kurumlar vergisi matrah tutarı üzerinden %15 oranında hesaplanacak katma değer vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
· İlgili takvim yılı içinde işlemlerinin tamamı kısmi istisna kapsamına giren teslim ve hizmetlerden veya tecil-terkin uygulanan teslimlerden oluşan, bu nedenle beyannamelerinde hesaplanan katma değer vergisi bulunmayan mükellefler, ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuş olmaları şartıyla katma değer vergisi artırımından faydalanabilirler. Bu mükelleflerin, katma değer vergisi artırımı talepleri nedeniyle ödeyecekleri vergi, gelir veya kurumlar vergilerinde artırılan matrahlara %15 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanır.
· Artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için “sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi” yönünden vergi incelemesi yapılabilir. Bu incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemez. Ancak, elde edilen bulgular artırım talebinde bulunulmayan dönemlerdeki tarhiyatlar için kullanılabilir.
· Artırım talebinde bulunulan dönemler için iade hakkı doğuran işlemlerden ya da ihraç kaydıyla teslimlerden doğan iade ve terkin taleplerine ilişkin olarak vergi incelemesi yapılabilir. İnceleme sonunda artırım talebinde bulunulan dönemler için terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere tarhiyat yapılabilir.
· Vergi artırımı sonucu ödenen katma değer vergisi, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınamaz. Katma değer vergisi beyannamelerine indirim olarak ithal edilemez ve herhangi bir şekilde nakden veya mahsuben iade edilemez.
6.7. Ücretlerin Gelir Stopaj Vergisinde Matrah Artırımı
· Matrah artırımı yapılan yılın vergilendirme dönemlerinde değişik vergi dairelerine muhtasar beyanname vermiş olanlar, o yılda en fazla muhtasar beyanname verilen vergi dairesine başvuracaklardır. Başvurularında, o yıl içinde hangi vergi dairelerine muhtasar beyanname verdiklerini belirteceklerdir.
· Vergi artırımı isteminde bulunulan yılın vergilendirme dönemlerinin en az bir döneminde muhtasar beyanname verilmiş olması halinde, bu beyannamede yer alan ücret ödemelerinin gayrisafi tutarı, 12 ile çarpılmak suretiyle (1) yıla tamamlanarak vergi artırımına esas alınacak olan yıllık ücretler üzerinden hesaplanacak gelir (stopaj) vergisinin matrahı bulunur.
· Birden fazla dönemde muhtasar beyanname verilmiş olması halinde verilen beyannamelerde yer alan ücretin gayri safi tutarlarının toplamı verilen beyanname dönemi sayısına bölünmek suretiyle ortalaması bulunur. Bulunan bu ortalama tutar 12 ile çarpılmak suretiyle vergi artırımına esas alınacak gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunur.
· Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın vergilendirme dönemlerinde hiç beyanname verilmemiş olması halinde,vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın her bir vergilendirme dönemi için; 27/2/2003 tarihinden önce ilgili yıl için verilmiş olan en son dört aylık sigorta prim bordrosunda bildirilen işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul edilecek ve vergi artırımında bulunulan yılın son vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücret tutarı, bu işçi sayısı ile çarpılmak suretiyle bir vergilendirme dönemine ait gelir (stopaj) vergisi matrahı hesaplanacaktır. Bu tutar 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ edilerek 4811 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre vergi artırımına esas olacak yıllık ücretler üzerinden hesaplanan gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunacaktır. En son dört aylık sigorta prim bordrosunda yer alan ayların en fazla işçi çalıştırıldığı aydaki işçi sayısı hesaplamalarda dikkate alınacaktır.
· Vergi artırımı yapılmak istenilen yılda sigorta prim bordrosunun hiç verilmemiş olması halinde, 4811 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi artırımı yapılan yılı izleyen vergilendirme dönemlerinde verilen ilk sigorta prim bordrosundaki işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul edilir.
· 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarının tamamında 27/2/2003 tarihine kadar sigorta prim bordrosunun hiç verilmemiş olması halinde, en az iki işçi esas alınır asgari ücrete göre hesaplama yapılır.
· Gelir (stopaj) vergisi artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumluların) artırımda bulunacakları yıl içinde işe başlamış ya da işi bırakmış olmaları halinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri esas alınarak ilgili yıl için artıracakları vergi tutarları hesaplanacaktır. Bu hesaplamada, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemlerine ait gelir (stopaj) vergisinin 1 yıla iblağ edilmesi söz konusu değildir.
6.8. Vergi Matrahlarının Takdiri İçin Takdir Komisyonlarına Sevk Edilmiş Bulunan Mükellefler İle Haklarında Vergi İncelemesine Başlanılmış Mükelleflerin Durumu
· 4811 sayılı Kanuna göre matrah artırımında bulunan mükellefler hakkında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin, Kanunun yürürlüğe girdiği ayı izleyen ayın başından itibaren 1 ay içerisinde sonuçlandırılması şarttır. Bu süre içerisinde sonuçlandırılamayan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine devam edilmeyecek, bulunduğu safhada bırakılacaktır. Mükellefler sadece artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan vergileri ödeyeceklerdir.
· Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış söz konusu vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin (a) bölümünde belirtilen sürede sonuçlandırılması ve tarhiyata konu matrah farkı tespit edilmesi halinde;
- Mükellef, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce matrah artırımında bulunmuş ise, inceleme ve takdir sonucu bulunan matrah farkı ile mükelleflerin bu Kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddeleri hükümlerine göre artırdıkları matrahlar birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucu mükellefin ilgili yıllarda artırılan matrah tutarlarının, vergi incelemeleri veya takdir komisyonu kararlarına göre o yıl için belirlenen matrah farkından fazla veya bu tutar kadar olması durumunda mükellef hakkında ayrıca vergi incelemeleri ve takdir komisyonu kararlarına göre vergi tarhiyatı yapılmaz ve ceza uygulanmaz.
- Vergi incelemeleri ve takdir sonucu belirlenen tarhiyata konu matrah farkının, mükellefin ilgili yıl için artırdığı matrah tutarından fazla olması halinde, aradaki fark tutar kadar matrah farkı üzerinden mükellef hakkında gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza uygulanacaktır. Ancak mükellef, bu fark tutarı üzerinden tarh edilen vergiler ile uygulanan gecikme faizi ve cezaları için 4811 sayılı Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanarak ödemede bulunabilir.
- Bir ay içinde sonuçlandırılan ve yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan tarhiyatlar ile ilgili olarak mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmaz.
· 27/2/2003 tarihinden önce haklarında vergi incelemesi ve takdir işlemlerine başlanmış olan mükelleflerin, söz konusu inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce 4811 sayılı Kanuna göre matrah arttırımında bulunmamaları halinde, bu mükellefler yukarıdaki uygulamalardan yararlanamayacak yapılan tarhiyatlar için bu Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanabileceklerdir.
· Bu Kanuna göre matrah artırımında bulunan mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin, mahsup ya da nakden iadesi talebi ile sınırlı olmak üzere vergi incelemesi yapılabilecektir.
Saygılarımızla,
DRT Denetim Revizyon Tasdik
Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.