Nalan Akgün-(SMMM)
Vergi sistemimiz, mevcut toplumsal yapı ile vergi kanunları arasındaki uyumsuzluğun ortadan kaldırılması ve daha çağdaş bir yapıya kavuşturulması için yeniden yapılandırılmaktadır. Bu yapılanmayı zorunlu kılan söz konusu soyut ve somut gerekçeler kanunların hazırlanma ilke ve stratejilerini de belirlemektedir. Vergi sistemimizin temel kanunlarından olan Gelir Vergisi Kanunu yenilenirken de belli başlı amaç ve ilkeler göz önünde bulundurulmuştur. Bu amaç ve ilkeleri şu şekilde sıralayabiliriz; kanunun mevcut ekonomik ve sosyal politikalarla ve piyasa mekanizması ile uyumlu olması, verginin tabana yayılması suretiyle vergi oranlarının zamanla düşürülmesine olanak sağlanması, kanunun uluslararası eğilimler neticesinde ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap verebilmesi.
Yeniden yapılandırılma kapsamında Gelir Vergisi Kanunu için düzenleme çalışmaları devam etmektedir. Yapılan değişiklikler hakkında, tasarının Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen ve 01.03.2007 tarihi, 5588 no’lu kanun ile yayınlanan maddeleri gerekçeleri ile birlikte aşağıda açıklanmıştır.
Madde 1- 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi değiştirilmiş, mülga ikinci fıkrasından sonra gelen üçüncü fıkradaki “devamlılık ve ” ibaresi fıkradan çıkarılmıştır.
Muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak suretiyle evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, kırpıntı deri ürünleri, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, tarhana, erişte ve mantı gibi ürünleri, işyeri açmaksızın satanlar gelir vergisinden muaf olacaktır.
Madde 2- Kanunun 32. maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmiştir. Bu madde geçim standartları dikkate alınarak, kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta kullandıkları bir miktar gelirin vergi dışı bırakılması amacına yöneliktir. Asgari geçim indirimi 1 Ocak 2008’den itibaren elde edilen gelirler için geçerli olacaktır.
Madde 3- Kanunun 41. maddesinin birinci fıkrasına (4) numaralı bentten sonra gelmek üzere (5) numaralı bent eklenmiş ve diğer bentler buna göre zincirleme olarak bağlanmıştır. Maddeye yeni Kurumlar Vergisi Kanunuyla vergi sistemimize dahil edilen transfer fiyatlandırması hükümlerine paralel düzenleme yapılmaktadır. Düzenlemeyle, teşebbüs sahibinin emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen bedel veya fiyatlar üzerinden ilişkili kişilerle mal veya hizmet alım ya da satımı yapması halinde, emsallere uygun bedel veya fiyatlar ile teşebbüs sahibince uygulanmış bedel veya fiyat arasında işletme aleyhine oluşan farkların işletmeden çekilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Düzenlemede, “ilişkili kişi” tanımı yapılmakta olup bu kişilerin, teşebbüs sahibinin eşi, üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dahil yansoy ve kayın hısımları ile doğrudan veya dolaylı ortağı bulunduğu şirketler, bu şirketlerin ortakları, bu şirketlerin idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından kontrolü altında bulunan diğer şirketler olduğu ifade edilmektedir. Söz konusu şirketlerin anonim, limited, kolektif , komandit şirket yada adi ortaklık şeklinde kurulmuş olmasının önemi bulunmamaktadır.
Ayrıca, alım, satım, imalat ve inşaat, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması veya verilmesi, ücret, ikramiye ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği belirtilmektedir.
İlişkili kişiler ve bu kişilerle yapılan işlemler hakkında maddede düzenlenmeyen hususlarla ilgili olarak, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda yer alan düzenlemelerin uygulanması amacıyla bu kanunun 13. maddesine atıf yapılmıştır. Transfer Fiyatlaması uygulamasına Taslak Kurumlar Vergisi tebliğinde de ayrıntılı olarak yer verilmediğinden, uygulamanın ayrıntıları için Transfer Fiyatlaması Yönetmeliğinin beklenmesi gerekmektedir.
Madde 4- Kanunun 75. maddesinin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendine, birinci paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir. “5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7 nci maddesindeki şartların birlikte gerçekleşmesi halinde; Türkiye’de yerleşik gerçek kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının en az % 50’sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kazançları dağıtılsın veya dağıtılmasın, iştirakin hesap döneminin kapandığı ayı içeren yıl itibarıyla dağıtılan kâr payı sayılır. Türkiye’de vergilendirilmiş kazancın iştirak tarafından sonradan dağıtılması durumunda, elde edilen kâr paylarının vergilendirilmiş kısmı bu tutardan indirilir.” Bu madde yeni KVK’ da yer alan “kontrol edilen yabancı kurum kazancı” müessesesine paralel olarak yapılan bir düzenleme olup, anılan kanunun 7. maddesindeki şartların birlikte gerçekleşmesi halinde; Türkiye’de yerleşik gerçek kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kar payının veya oy kullanma hakkının en az % 50’sine sahip olmak suretiyle kontrol ettikleri yurtdışı iştiraklerinin kazançlarının, dağıtılsın veya dağıtılmasın, iştirakin hesap döneminin kapandığı ayı içeren yıl itibarıyla, dağıtılan kar payı sayılacağı hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, bu kapsamda Türkiye’de vergilendirilmiş kazancın iştirak tarafından sonradan dağıtılması durumunda, elde edilen kar payının bu hükme göre vergilendirilmiş kısmının bu tutardan indirilmesi öngörülmektedir.
Madde 5- Kanunun mükerrer 80. maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendindeki “dört yıl içinde” ibaresi “beş yıl içinde” olarak değiştirilmiştir. Gayrimenkul ve bu mahiyetteki bazı mal ve hakların elden çıkarılmasında elde edilen kazancın değer artış kazancı olarak vergilendirilmesi için halen iktisap tarihinden itibaren 4 yıl olarak uygulanan süre 5 yıla çıkarılmaktadır. Buna göre, söz konusu kıymetlerin iktisap tarihinden itibaren beş yıl içerisinde elden çıkarılmasında doğan kazançların değer artış kazancı olarak vergilendirilmesi öngörülmektedir.
Madde 6- Kanunun 94 üncü maddesine birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Vergilendirme rejiminin, Türk vergi sisteminin sahip olduğu vergilendirme kapasitesi ile en az aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişiminde bulunup bulunmadığı hususu da göz önünde bulundurulmak suretiyle, Bakanlar Kurulunca ilan edilecek ülkelerde yerleşik veya faaliyette bulunanlara (Türkiye’de yerleşik olanların bu ülkelerde bulunan işyerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılanın mükellef olup olmadığına bakılmaksızın % 30 oranında vergi kesintisi yapılır. Emsaline uygun fiyatlarla satın alınan mal ve iştirak hisseleri için yapılan ödemeler, emsaline uygun fiyatlarla, deniz ve hava ulaştırma araçlarının kiralanması için yapılan ödemeler ile yapılan işin tamamlanabilmesi bakımından zorunluluk arz eden geçiş ücreti, liman ücreti gibi ödemeler üzerinden yapılacak kesinti oranını; her bir ödeme türü, faaliyet konusu ya da sektör itibarıyla ayrı ayrı belirlemeye, sıfıra kadar indirmeye veya kanunî seviyesine kadar getirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yurt dışındaki finans kuruluşlarından temin edilen borçlanmalara ilişkin anapara, faiz ve kâr payı ödemeleri ile sigorta ve reasürans ödemeleri üzerinden bu fıkra uyarınca vergi kesintisi yapılmaz.” maddeyle Kurumlar Vergisi Kanununda zararlı vergi rekabeti uygulamaları ile mücadele amacıyla getirilen hükme paralel düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, zararlı vergi rekabeti uygulayan ülkelerde yerleşik olanlara yapılan ödemeler üzerinden vergi kesintisi yapılması öngörülmektedir.
Vergilendirme rejiminin, Türk vergi sisteminin sahip olduğu vergilendirme kapasitesi ile en az aynı düzeyde bir vergilendirme imkanı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişiminde bulunup bulunmadığı hususu da göz önünde bulundurulmak suretiyle, Bakanlar Kurulunca ilan edilecek ülkelerde yerleşik veya faaliyette bulunanlara (Türkiye’de yerleşik olanların bu ülkelerde bulunan işyerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kişinin mükellef olup olmadığına bakılmaksızın % 30 oranında vergi kesintisi yapılacaktır. Ancak, emsaline uygun fiyatlarla satın alınan mal ve iştirak hisseleri için yapılan ödemeler, emsaline uygun fiyatlarla, deniz ve hava ulaştırma araçlarının kiralanması için yapılan ödemeler ile yapılan işin tamamlanabilmesi bakımından zorunluluk arz eden geçiş ücreti, liman ücreti gibi ödemeler üzerinden yapılacak kesinti oranını; her bir ödeme türü, faaliyet konusu ya da sektör itibarıyla ayrı ayrı belirlemeye, sıfıra kadar indirmeye veya kanunî seviyesine kadar getirmeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.Yurt dışındaki finans kuruluşlarından temin edilen borçlanmalara ilişkin anapara, faiz ve kâr payı ödemeleri ile sigorta ve reasürans ödemeleri üzerinden bu fıkra uyarınca vergi kesintisi yapılmaz. Yapılan düzenleme ile vergi cenneti olarak nitelenen ülkelerde yerleşik gerçek veya tüzel kişilere çeşitli adlar altında ödeme yapmak suretiyle Türkiye’deki vergi matrahlarının aşındırılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Madde 7- Kanunun 99. maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Muhtasar beyannamenin şekil ve içeriği
Muhtasar beyannamenin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye ve tevkifat konuları itibarıyla ayrı ayrı beyanname verme mecburiyeti getirmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Madde 8- Kanunun 121. maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir, “Kontrol edilen yabancı kurumlara yapılan ödemeler üzerinden 94 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kesilen vergiler, Türkiye’de yıllık beyannameyle bildirilen kontrol edilen yabancı kurum kârı üzerinden hesaplanacak gelir vergisinden mahsup edilebilir. Mahsup edilecek vergi, kontrol edilen yabancı kurumun bu ödemelerden kaynaklanan kazancına isabet eden gelir vergisinden fazla olamaz.” kontrol edilen yabancı kurumlara yapılan ödemeler üzerinden tevkifat yapılması durumunda mükerrer vergilendirmeye yol açmamak için, yurtiçinde ödenen vergilerin mahsubuna ilişkin maddede düzenleme yapılmıştır.
Madde 9- Kanunun 123. maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Kontrol edilen yabancı kurumlara ilişkin hükümlerin uygulandığı durumlarda, yurt dışı iştirakin toplam vergi yükünün hesabında esas alınan vergiler, ödenmiş olmaları şartıyla, Türkiye’de vergilendirilecek kontrol edilen yabancı kurum kârları üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebilir.” Kontrol edilen yabancı kurum kazançlarının Türkiye’de beyan edilen kazanca dahil edilmesi durumunda mükerrer vergilendirmeye yol açmamak için, yurtdışında ödenen vergilerin mahsubuna ilişkin maddede düzenleme yapılmaktadır.
Madde 10- Kanunun 92 inci, 98 inci, mükerrer 120 inci, geçici 67 inci maddelerinde yer alan beyanname verme zamanları ile ilgili olarak yeni düzenlemeler getirilmiş. Yapılan değişiklikler aşağıdaki tabloda kısaca özetlenmiştir.
|
BEYANNAME VERME ZAMANLARI
|
|
|
Mevcut Düzenleme
|
Öngörülen Düzenleme
|
|
Yıllık Gelir Vergisi Beyanname Verme Süresi
|
15 Mart’a kadar
|
1-25 Mart
|
|
Sadece Basit Usule Tabi Olanların Beyanname Verme Süresi
|
15 Şubat’a kadar
|
1-25 Şubat
|
|
Muhtasar Beyanname Verme Süresi
|
Müteakip ayın 20. günü akşamına kadar
|
Müteakip ayın 23. günü akşamına kadar
|
|
Üç Aylık Muhtasar Beyanname Verme Süresi
|
Dönemini müteakip ayın 20. günü akşamına kadar
|
Dönemini müteakip ayın 23. günü akşamına kadar
|
|
Geçici Vergi Beyanname Verme Süresi
|
Üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 10. günü akşamına kadar
|
Üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 14. günü akşamına kadar
|
|
Katma Değer Vergisi Beyanname Verme Süresi
|
Müteakip ayın 20. günü akşamına kadar
|
Müteakip ayın 24. günü akşamına kadar
|
TBMM’de 01.03.2007 tarihi ve 5588 sayılı kanun ile ilan edilen metnin sonraki maddeleri ile ilgili önemlilik arzeden değişikliklerde aşağıda özetlenmiştir.
-Altın, gümüş, platin arama, işletme, zenginleştirme, rafinaj ve Türk Petrol Kanunu hükümlerine göre petrol arama faaliyetlerine ilişkin olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere yapılan teslim ve hizmetler ile aynı Kanun hükümlerine göre boru hattıyla taşımacılık yapanlara, bu hatların inşa ve modernizasyonuna ilişkin yapılan teslim ve hizmetler, Katma Değer Vergisinden (KDV) müstesna tutulacak.
-Sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olan ve motor silindir hacmi 3200 cc'yi geçmeyen araçlarda, ÖTV yüzde 10 olacak. Daha önce Maliye Bakanlığı, Gümrük tarife cetvelini esas alıyor ve "Şoför dahil, en az 10 ve daha fazla kişi taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, minibüs sayılır" diyordu ve yüzde 75 ya da 84 oranına göre ÖTV istiyordu. Ayrıca (III) sayılı listenin (B) cetvelinde bulunan G.T.İ.P numarası 2402 ve 2403 ile başlayan tütün içeren ürünler ile ilgili “ Asgari Maktu Vergi Tutarı” sütununda yer alan “0,0600” tutarı “0,0700” olarak değiştirilmiştir.
-Esnaf ve Sanatkar Kredi ve Kefalet Kooperatiflerinin kendi kaynaklarından kullandırdıkları veya üyelerinin bankalardan kullanacakları kredilere ilişkin kefalet işlemlerinde harç alınmayacak.
-Sigorta şirketleri, iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri, iptalinin gerçekleştiği dönemde hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisinden indirilebilecek. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilir.
-KDVK nun 17/r maddesinde yer alan iştirak hissesi ve gayrimenkul satış kazancı istisnasından yararlanacaklara belediyeler ve il özel idareleri de eklenmiştir.
-KDV iade alacağının mahsup edileceği borçlanmalara organize sanayi bölgelerinden temin edilen mal ve hizmet bedeli borçlanmaları da eklenmiştir.
-İkinci el araç satış sözleşmeleri (eski oran binde 7,5) binde 1,5 damga vergisine tabi tutulmuştur.
-KDVK nun 17/2-b maddesine göre özel üniversite ve okullar ilgili dönemdeki kapasitelerinin %50 sine kadar bedelsiz öğrenci okutabileceklerdir. Eskiden bu oran %10 idi.
Söz konusu tasarı ile uygulanmak istenen ve 5588 sayılı kanun ile kabul edilen metinde kaleme alınan tüm düzeltmeler sonucunda, mükellefler tarafından beyan edilen gelirlerin gerçeğe uygunluğunun kontrolünün sağlanması ve kayıt dışı ekonomiyle mücadelede ilerleme kaydedilmesi beklenmektedir.