KURUMLAR VERGİSİ KANUNU’NDA BEKLENEN YENİ DÜZENLEMELER (TASLAK)
Zeki Kurtçu (YMM)
Deloitte Türkiye Vergi Hizmetleri
Sorumlu Ortak
Güler Hülya Yılmaz (SMMM)
Deloitte Türkiye Vergi Hizmetleri
Kıdemli Müdür
2 Aralık 2005
Transfer Fiyatlandırması ile ile ilgili 25 Kasım 2005 tarihli makalemizde uzun bir süreden beri yeniden yazılmakta olan Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nda çok önemli değişiklikler ve yeni düzenlemelerin bulunduğunu belirtmiştik. Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu (K.V.K.), üç ana kısımdan oluşmaktadır :
- Birinci Kısım : Tam Mükellef Kurumlarda Vergilendirme
- İkinci Kısım : Dar Mükellef Kurumlarda Vergilendirme
- Üçüncü Kısım : Ortak Hükümler ve Geçici Maddeler
Yeni K.V.K.’nda, özellikle çokuluslu ve Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketler için önem arz eden yeni düzenlemeler ve değişiklikler, - mevcut Taslak Kanun metnine göre - ana başlıklar itibariyle aşağıdaki gibidir :
(1) Yabancı iştiraklerden elde edilen iştirak kazançlarının kurumlar vergisinden istisnası ile ilgili yeni düzenlemeler yapılmıştır : Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki şirketlerin sermayesine iştirak dolayısıyla elde ettikleri iştirak kazançlarının kurumlar vergisinden istisna olabilmesi için gereken şartlarda bazı değişiklikler yapılmıştır.
(2) Vergi mevzuatımıza “Kontrol Edilen Yabancı Şirket” – “KEYŞ”(“Controlled Foreign Company” – “CFC”) kavramı getirilmiştir : Yurt dışı iştirakleri olan Türk şirketleri açısından bu kavram önem taşımaktadır. Yeni K.V.K.’nda yer alan bu yeni düzenleme ile uluslararası vergi uygulamaları çerçevesinde, ticari veya sınai mahiyette olmayan yatırımlarını yurt dışında düşük vergi oranlı ülkelere yönlendiren mükellefler ile Türkiye’de yatırım yapan mükellefler arasında oluşan vergi eşitsizliğinin ortadan kaldırılması mümkün olabilecektir. Kurumların, Türkiye’de yerleşik kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları kurumlar vergisinden istisna olmakla birlikte, yurt dışındaki kurumlardan elde edilen iştirak kazançları için istisna, belli şartların sağlanması halinde uygulanmaktadır (Bkz :5228 sayılı Kanun ile 1.1.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere K.V.K.’nun 8. Maddesine eklenmiş bulunan 9., 10. ve 11. bentler ile bu bentlere ilişkin eklenmiş fıkralar). “KEYŞ” kavramı ve ilgili yeni düzenlemelerin getirilmesi ile, belirli şartları sağlayan yurt dışı iştiraklere yatırım yapan kurumlar vergisi mükelleflerinin, yurt dışı iştirakleri karlarını fiilen dağıtmasa bile vergisel açıdan dağıtmış kabul edilerek bu iştiraklerinin gelirlerinin Türkiye’de kurumlar vergisine tabi tutulması sözkonusu olabilecektir. Bu yeni düzenleme ile bu konudaki uluslararası vergi uygulamaları ile de uyum sağlanmış olacaktır.
(3) Büyük yatırımlarda vergi indirimi yapma imkanı getirilmiştir : Aşağıda sayılan alanlara yönelik olarak belli tutarların üstünde ve belli şartları sağlayan yatırımlar yapacak olan tam ve dar mükellef kurumlar Maliye Bakanlığı ile düzenleyecekleri ve Bakanlar Kurulu’nca onaylanacak sözleşmede taahhüt ettikleri şartları yerine getirmeleri şartıyla, belirlenen indirimli vergi oranlarından yararlanabileceklerdir :
- istihdam ve ihracatı arttırmaya yönelik yatırımlar,
- mahsul ve ürünleri ıslaha yönelik yatırımlar,
- yeni teknolojiye yönelik araştırma-geliştirme yatırımları,
- Türkiye’nin turizm kapasitesini arttırmaya yönelik yatırımlar,
- Petrol Kanunu ve Maden Kanunu’na göre yürütülen arama ve sondaj
faaliyetlerine yönelik yatırımlar,
- Madenlern işletilmesine yönelik yatırımlar
Bu çerçevede, istenen şartların sağlanması kaydıyla, gerek kurumlar vergisi gerekse gelir (stopaj) vergisi oranlarında %90’a kadar indirim imkanı tanınması sözkonusu olabilecektir.
(4) Geriye doğru mali zarar aktarımı mümkün olabilecektir : Hali hazırdaki K.V.K. düzenlemelerine göre, mali zararlar 5 yıl ileriye taşınabilmekte, ancak mali zararların geriye taşıma imkanı bulunmamaktadır. Yeni düzenlemelerle mükellefe, - istediği takdirde - geriye doğru 1 yıl mali zarar aktarımı imkanı getirilmesi planlanmaktadır. Geriye doğru nakledilen zararlar, mahsup edilecek geçmis yıl zararları gibi işleme tabi tutulacaktır.
(5) “Transfer Fiyatlandırması” : Mevcut K.V.K.’nun "Örtülü Kazanç" hakkındaki 17. Maddesi
"Transfer Fiyatlandırması" başlığı ile yeniden düzenlenmiştir (bu konuda getirilen yeni tanımlamalar ve düzenlemeler ile ilgili özet bilgi gene bu sitemizde (
http://www.verginet.net) yayımlanmış olan 25 Kasım 2005 tarihli makalemizde yer almaktadır). Sözkonusu yeni düzenlemeler, tamamiyle OECD’nin 1995’te yayımlanmış bulunan Transfer Fiyatlandırması ile ilgili kavram ve metotların açıklandığı rapora dayalıdır. Böylece, uluslararası vergi uygulamalarında 1995’ten beri genel kabul gören ve çeşitli Avrupa ülkeleri ve A.B.D.’de zaten uygulanmakta olan ancak bizim mevzuatımızda hiçbir şekilde tanımlanmadığı için şimdiye kadar uygulanamamış metotlar, bu konuda getirilen yeni düzenlemelerle yakın bir zamanda artık uygulanabilir hale gelecektir.
(6) Transfer fiyatlandırması yoluyla dağıtılan kazançlar kurumlar vergisine tabi olacaktır : Halihazırda mevcut K.V.K.’nun 15. Maddesinin 3. bendine göre sermaye şitketlerince dağıtılan “örtülü kazançlar” kurumlar vergisine tabidir. Yapılan yeni düzenlemelerle “Örtülü Kazanç” kavramı “Transfer Fiyatlandırması” çerçevesinde tanımlanmış ve yeniden düzenlenmiş olduğu için ; bu yeni düzenlemeler çerçevesinde, bundan böyle “sermaye şirketlerince transfer fiyatlandırması yoluyla dağıtılan kazançlar” vergiye tabi olacaktır.
(7) “Örtülü Sermaye” sayılma koşulları ile ilgili detaylı açıklamalar ve bazı değişiklikler yapılmıştır : Yeni K.V.K. düzenlemelerinde, “Örtülü Sermaye” sayılma koşulları daha somut olarak açıklanmış ve bu çerçevede ; "Ana Ortak" ; "Ana Ortakla İlişkili Kişi" kavramları tanımlanmıştır. Borç / Özsermaye oranı, uluslararası genel kabul görmüş uygulamalar çerçevesinde “üç” olarak belirlenmiştir. Şimdiye kadar mevzuatımızda hiçbir şekilde açık bir biçimde belirtilmemiş bu oran, aslında uzun zamandan beri belli Avrupa ülkelerince kabul edilerek uygulanmakta olan bir orandır. Bu konuda getirilen yeni düzenlemelerle ; ilişkili kişilerin sağladığı a) “nakdi teminat” karşılığında, b) “gayr-i nakdi teminat” karşılığında üçüncü kişilerden temin edilen krediler, “Örtülü Sermaye” sayılıp sayılmama açısından ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Buna göre, kurumların ana ortaklarının veya ana ortaklarının ilişkili olduğu kişilerin sağladığı gayr-i nakdi teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden temin edilen borçlanmalar örtülü sermaye sayılmayacaktır. İlişkili kişilerin sağladığı nakdi teminat karşılığında üçüncü kişilerden temin edilen borçlanmalar ise örtülü sermaye kapsamında değerlendirilecektir. Öte yandan, ticari teamüllere uygun olarak, ilişkili kişi ve kuruluşlarla cari hesap ilişkisi içinde yürütülen mal ve hizmet alımlarından kaynaklanan borçlar da örtülü sermaye sayılmayacaktır. Böylece, transfer fiyatlandırması kurallarına ve ticari teamüllere uygun olarak grup şirketlerinin birbirleriyle vadeli mal ve hizmet alışverişinde bulunmalarına imkan sağlanmış olacaktır.
(8) Konsolide Kurumlar Vergisi Beyanı Yapabilme İmkanı : Tam mükellefiyete tabi kurumlar ve bu kurumların, sermayesinin doğrudan veya dolaylı olarak %90 ve fazlasına sahip oldukları diğer tam mükellefiyete tabi kurumlar için aynı hesap dönemini kullanmaları koşuluyla kazançlarını birleştirip konsolide kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan etmeleri imkanı getirilmiştir. Bu beyan usulünü seçenler belli bir süre (Taslak metne göre 5 hesap dönemi) boyunca bu usulden dönemeyeceklerdir.
(9) Kurumlar vergisi oranı indirilecektir : 2006 yılından itibaren kurumlar vergisi oranı %30’dan %20’ye indirilecektir. 30 Kasım 2005 tarihli 2005/75 sayılı Vergi Sirkülerimizde daha detaylı açıklandığı üzere, ayrıca gelir vergisi oranlarında da bazı indirimlerin yapılması planlanmaktadır.
(10)Geçici Vergi sisteminde değişiklik planlanıyor : Cari dönemin kurumlar vergisi oranının %80’i oranında geçici vergi ödeneceği öngörülmektedir.
(11)Tasfiye Hükümleri : Tasfiye sırasında şimdiye kadar yaşanılan bazı belirsizlikleri giderici ilave açıklamalar yapılmış ve ayrıca “dar mükellefiyette tasfiye ve bölünme” konusu da ayrıca ele alınarak bu konuda açıklayıcı hükümler getirilmiştir.
(12) Devir-Bölünme-Hisse Değişimi : Devir ve bölünme işlemlerinde ayni sermaye tespitine yönelik ilave açıklamalar yapılmıştır. Yapılan yeni düzenlemelerle A.B.’nin konu ile ilgili direktiflerine uygunluk sağlanmasına çalışılmıştır.
Yeni K.V.K. Düzenlemeleri İle İlgili Görüşlerimiz
K.V.K.’nda yapılan ve yukarıda ana başlıklar itibariyle özetlemeye çalıştığımız yeni düzenlemeler, henüz resmi olarak kabul edilmemiş taslak Kanun metnine göre olup, en son kabul edilerek resmileşecek olan Kanun metni ile arasında farklılıklar (ilaveler ve/veya değişiklikler v.b.) olabileceği ihtimali mutlaka dikkate alınmalıdır.
Yapılan yeni düzenlemeler resmi olarak kabul edilip kanunlaştığı takdirde, Kurumlar Vergisi Kanunumuz, uluslararası vergi uygulamalarına ve A.B. kurumlar vergisi mevzuatına büyük ölçüde uyum ve parallellik sağlamış olacaktır. Özellikle, “Transfer Fiyatlandırması” ve “Örtülü Sermaye” ile ilgili daha somut kuralların getirilmesi sayesinde, bu alanlarda şimdiye kadar yaşanan belirsizlikler ve tereddüdler büyük ölçüde giderilecek ve en önemlisi, mükelleflerin bu alanlarda şimdiye kadar maruz kalmış bulundukları haksız vergi tarhiyatları da bundan böyle büyük ölçüde önlenmiş olacaktır.
K.V.K.’ndaki yeni düzenlemeler resmileşip Kanun olarak yayımlanınca sözkonusu yeni düzenlemelerle ilgili olarak daha geniş açıklamalarımız vergi sirkülerlerimiz ile bilgilerinize sunulacaktır.
Saygılarımızla,
DRT Denetim Revizyon Tasdik
Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.
Member of Deloitte Touche Tohmatsu